Alevlerin Gölgesinde

Yılın en sıcak günlerinden biriydi. Toros Dağları'nın eteklerinde yer alan küçük Köyceğiz köyü, boğucu bir sıcaklık altında nefes almaya çalışıyordu. Köylüler, ekinlerini sulamak ve hayvanlarını korumak için harıl harıl çalışıyordu. Ancak, o gün köyde bir şeyler farklıydı; orman, her zamankinden daha sessizdi.

Günün ortasında, köyün üzerinde kara dumanlar yükselmeye başladı. Ormanın derinliklerinden gelen çıtırtı sesleri, kısa sürede yerini uğursuz bir gürültüye bıraktı. Köyün yaşlılarından Hasan Dede, yılların verdiği tecrübeyle hemen anladı: Orman yanıyordu. 

Köylüler hızla bir araya toplandı. Yangının büyüklüğü, rüzgarın yönü ve hızını hesaplayan köyün gençlerinden Ahmet, yangının hızla köye doğru ilerlediğini fark etti. Köylüler, panik içinde evlerinden değerli eşyalarını ve hayvanlarını kurtarmaya çalıştı. 

Köyün kadınları ve çocukları, yangından uzak güvenli bir alana taşındı. Ahmet, yangını durdurmak için organize olmuştu. Köylüler, ellerindeki kürekler, kazmalar ve su bidonları ile yangının önüne set çekmeye çalışıyordu. Ancak, alevler o kadar güçlüydü ki, köydeki herkesin çabası yetersiz kalıyordu.

Köyde yaşayan Zeynep, yaralı hayvanları kurtarmak için canını hiçe sayarak yanan ormana daldı. Etrafını saran alevlere aldırmadan, yanan ağaçların arasından geçerek bir grup köpeği güvenli bir alana taşımayı başardı. Ancak, dönüş yolunda, alevler arasında kalan bir tavşan gördü. Tavşanı kurtarmak için atıldığı anda, alevler Zeynep’in yolunu kapadı. Yangının ortasında, Zeynep ve küçük tavşan çaresiz kaldı.

Bu sırada, köyün en yaşlılarından olan Hasan Dede, yangının neden çıktığını anlamaya çalışıyordu. Yıllardır bu köyde yaşayan ve ormanın dilinden anlayan Hasan Dede, ormanın kalbine doğru yürüdü. Ormanın derinliklerine vardığında, büyük bir çukurun etrafında yanmış bir bidon ve kırık bir sigara izmariti buldu. Yangının kasıtlı olarak çıkarıldığı belliydi.

Hasan Dede, bu korkunç durumu hemen Ahmet’e bildirdi. Ahmet, yangını söndürmek için yardım bekleyen köylülere, bu yangının bir kundaklama olduğunu açıkladı. Köylüler arasındaki panik ve korku, yerini öfkeye bıraktı. Kim, neden böyle bir şey yapmıştı?

Ahmet ve Hasan Dede, yangının neden çıkarıldığını araştırmaya karar verdi. Yangının köye doğru ilerlediği haberini alan diğer köylerden yardım geldi. İtfaiye ekipleri ve gönüllü köylüler, el birliğiyle yangını kontrol altına almaya çalıştı. 

Gece çökerken, Zeynep hala kayıptı. Köylüler, karanlıkta Zeynep’i bulmak için yanan ormanın içine daldılar. Saatler süren arayışın sonunda, Ahmet ve Hasan Dede, Zeynep’i baygın halde buldu. Yanındaki küçük tavşan da kurtarılmıştı. Zeynep’in vücudu yanıklarla doluydu ama hayattaydı. Köyün kadınları, Zeynep’i tedavi etmek için hemen harekete geçti.

Yangın ertesi gün, yoğun çabalar sonucunda kontrol altına alındı. Köylüler, kayıplarının yasını tutarken, ormanın yeniden canlanması için ne yapabileceklerini düşünmeye başladılar. Hasan Dede ve Ahmet, yangının sorumlusunu bulmak için köyde araştırmalarını sürdürdü. Sonunda, yangının çıkarıldığı yerin yakınlarında bir çakmak buldular. Çakmak, köyün zenginlerinden biri olan Hüseyin Bey’in oğlu Murat’a aitti.

Murat, ormanda piknik yaparken dikkatsizce sigara içmiş ve yangına sebep olmuştu. Suçluluk duygusuyla kıvranan Murat, köylülerin karşısına çıkıp her şeyi itiraf etti. Köylüler, Murat’a kızgındı ama aynı zamanda genç adamın pişmanlığına da tanıklık ettiler. Murat, hatasını telafi etmek için köyün yeniden inşasında çalışmaya ve yangında zarar görenlere yardım etmeye söz verdi.

Köyceğiz köyü, yaşadığı büyük felaketten sonra dayanışmanın, birlikte mücadelenin ve affetmenin gücünü bir kez daha keşfetti. Alevlerin gölgesinde yaşanan bu acı dolu günler, köylülerin hafızasından silinmeyecekti ama birlikte çalışarak yeniden ayağa kalkmayı başardılar. Her yangından sonra yeniden yeşeren ormanlar gibi, Köyceğiz de küllerinden doğacaktı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tersine Dünya

Kehanet

Kaderin Labirentinde